121
  • ELİF BOZKURT

Şirket Ortaklarını Bekleyen Büyük e-haciz Tehlikesi

Şirketlerin borçlarının ortaklar nezdinde etkisi şirket yapılanmalarını da doğrudan etkilemektedir. Bu kapsamda, günümüzde şirket borçlarının kendilerine nasıl yansıyacağı konusunda şirket ortaklarının ciddi tereddüt içinde oldukları gözlemlenmektedir. Borçlu şirketlerle birlikte, ortakların da şirket borçlarından dolayı takibe tabi olup olmayacakları özel olarak incelenmesi gereken bir konudur.

 

1- Sermaye şirketlerinde ortakların şirket borçlarından dolayı sorumlulukları

 

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK), kesin bir sınır çizerek AŞ’lerde ortakların sorumluluğunu sadece taahhüt etmiş oldukları sermaye payları ile yine “sadece şirkete karşı” olarak tayin etmiştir. Bu durum, AŞ’lerde şirket alacaklılarının ortaklar nezdinde takibe girmelerine engel teşkil etmektedir.

 

Limitet şirketlerde de ortaklar, şirket borçlarından sorumlu olmayıp, sadece taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde öngörülen “ek ödeme” ve “yan edim” yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdürler.

 

Bir sermaye şirketi türü olan limitet şirketlerde ortaklar açısından sınırlı sorumluluk ilkesi geçerlidir. Ortağın asıl borcu, taahhüt ettiği sermayeyi ödemektir. Sermaye borcunu tam olarak yerine getiren ortağın sorumluluğu sona ermektedir. Türk hukukunda ortaklar, limitet şirketin borçlarından şahsen sorumlu değildirler. Başka bir ifade ile limitet şirket, ortaklık borçlarından sadece ortaklığın malvarlığı ile sınırlı olarak sorumlu bulunduğu, esas sermayesi muayyen ve bu sermaye ortakların sermaye paylarının toplamına eşit olan ortaklıktır. Ortakların sorumluluğu sadece ortaklığa karşıdır ve esas sermaye payı ile sınırlıdır.

 

İlke olarak kanun, ortaklarla sermaye şirketleri alacaklıları arasında bir ilişki kurmamış, alacaklılara ortaklara başvurma imkânını tanımamıştır. Bu ilkenin üç istisnası vardır. Birincisi, TTK’nın 532/f.3 maddesindeki “açığı kapama yükümü”, İkincisi “selef sıfatıyla sorumluluk” (TTK. 529, 530 ve 531 maddeleri) ve üçüncüsü ise “kamu borçlarından ortakların sorumluluğu”dur.

 

2- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararının etkileri

 

Yukarıdaki yasal açıklamalara karşın, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2014/12-1078 K. 2016/600 T. 11.05.2016 numaralı kararında ise çok önemli bir karara imza atarak, şirkete borçlu ortakların malvarlığı nezdinde haciz yapılabileceği yönünde çok önemli bir karara imza atmıştır.

 

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na göre, limitet şirketlerde, şirket ortağının şirket tüzel kişiliğine sermaye koyma borcu olması, şirket tüzel kişiliğinin, şirket ortağında mal, hak ve alacağının bulunması halinde, bu alacak kalemleri, şirketin şahsi alacaklıları tarafından İcra ve İflâs Kanunu 89. maddesi uyarınca haczedilebilecektir.

 

Şirket ortağı, şirket tüzel kişiliğine karşı üçüncü kişi konumundadır. Şirket borçlarından dolayı kural olarak ortaklık tüzel kişiliğinin sorumlu olması, ortağın, ortaklık tüzel kişiliğine göre üçüncü kişi sayılıp sayılmaması ile ilgili değildir. Ortak, şirket tüzel kişiliğine göre üçüncü kişidir ve ortaklığın, ortaklardan alacağının bulunması halinde, şirket alacaklıları, şirket ortağına bu alacaklar için üçüncü kişi sıfatıyla haciz ihbarnamesi gönderebilir.

 

Bu durumda, Yargıtay’ın bu kararı bu aşamadan sonra şirkete sermaye koyma borcu, şirkete cari hesap borcu, şirketten mal veya hizmet alımı nedeniyle ortaya çıkan borçlar, şirket alacaklarının ortak tarafından tahsilatı, ortağın şahsi borçlarının veya kredilerinin şirket tarafından ödenmesi durumunda artık şirket alacaklıları İİK hükümleri kapsamında ortaklar üzerine rahatlıkla haciz işlemi başlatabileceklerdir.

 

Buna karşın, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 11.05.2016 tarihli yukarıdaki kararına kadar anonim ve limitet şirket ortaklarına, ortağı oldukları şirketlerin üçüncü kişilere olan borçları nedeniyle şahsi mal varlıklarına yönelik haciz ihbarnamesi gönderilemiyor ve şahsi mal varlıklarının haczedilme imkanı bulunmuyordu.

 

6102 Sayılı TTK’nın 329. ve 573. maddelerine göre şirket ortaklarının sorumlulukları sadece şirkete karşı olmasına karşın, yargının önemli bir organı aksi yönde karar vermiştir.

 

Bu karar, şirket alacaklarının artık şirket ortaklarına karşı takip işlemlerine girmesine olanak tanıdığından şirket ortaklarının bu konuda daha titiz davranmaları gerektiği düşünülmektedir. Bize göre, şirketin tüm borçları yerine şirketin ortaktan alacakları kadar takip muameleleri yapılması gerekmektedir. Aksi düşünce tarzı, şirketin borçlarından ortakları sorumlu tutmak olacaktır ki, ticaret kanunumuz bu konuda asli kuralları koymuştur. Bu durum, ortakların hukuki güvenlik ilkesini de zedeleyebilecektir.

 

Ali ÇAKMAKCI – Yeminli Mali Müşavir

 

Dunya.com











Sponsorlu Bağlantı


Diğer Yazılar