340
  • Alo Bilgi

Muhasebecileri Tek Meslek Örgütü Anladı, O Da Yanlış Anladı (Odalar ve TÜRMOB)

Dünyada ve ülkemizde son birkaç aydır süren bütün kesimleri tehdit eden bir sağlık sorunu bazı ekonomik ve sosyal sorunları yeniden gündeme getirdi. Muhasebe mesleğini icra edenler(muhasebeciler) açısından da böyle bir durum ortaya çıktı.

 

 

Yaşanılan sorunlar bu makalenin yazılmasına ve muhasebe mesleğinin sadece bir işletme kavramı içerisine hapsedilebilecek bir faaliyet olmadığı, aynı zamanda toplumun sağlıklı işlemesi açısından sosyal bir rol üstlendiğini de tartışmak ve ülkemizde meslek örgütlerinin tutumunu ortaya koymak açısından da yeniden düşünmek gerektiğini ifade etmek isterim.

 

 

Muhasebe mesleği toplumların ihtiyacından ortaya çıkmıştır. Türkiye’de muhasebe mesleğinin doğuşu, Osmanlının klasik döneminde, devlet muhasebesi çerçevesinde doğmuştur. Cumhuriyet ile birlikte, muhasebe mesleğinin gelişimine zemin hazırlayan yeni bir dönem başlamıştır. 1926-1930 Yılları arasında, yüz yılı etkileyen kırılma noktasını oluşturacak yasal düzenlemeler yapılmıştır. Bu dönemde en önemli gelişme, üç vergi yasasının ( Kazanç Vergisi Yasası -1926-, Muamele Vergisi Yasası – 1927- ve İstihlak Vergi ve Resimleri Yasası -1930- ) kabulü ile gerçekleştirilmiştir.

 

 

1930 yıllarda vergiciliğe bağlı muhasebe uygulamaları, iktisadi devlet teşekkülleri ve eğitim ağırlıklı muhasebe mesleği gelişmeleri, Türkiye’de yeni bir muhasebe düşüncesinin oluşumuna yol açmıştır. Anlaşılacağı üzere, değişimin temelini muhasebe mesleğinin işletme muhasebeciliği ile beslenmesi oluşturmuştur.
Büyük işletmelerin muhasebecilerini, eğitimcileri ve devletin denetim organlarının üst düzey çalışanlarını, büyük kentlerde bir araya getirmiştir. Bu kişiler, muhtemelen devletin mesleğe denetim açısından yaklaşım yapmasındaki eksikliği fark ediyorlardı. Devletin muhasebeye denetim açısından yaklaşım yaparak oluşturmaya çalıştığı yasal düzenlemeler sonuç vermeyince, mesleğin gelişmesinin yaşandığı büyük kentlerdeki muhasebeciler, akademisyenler ve devletin üst düzey denetim örgütlerinin yöneticileri bir araya gelerek, bugünkü adı Türkiye Muhasebe Uzmanları Derneği olan Türkiye Eksper Muhasipler ve İşletme Organizatörleri Derneği bu birliktelikle yaratılmıştır.
1970’li yıllarda başlayan muhasebecilerin mesleki örgütlenme ihtiyacı birçok dernek daha yaratmıştır. Ta ki muhasebe mesleğini yasal bir statüye kavuşacağı 1989 yılına kadar.13 Haziran 1989 tarih 20194 sayılı Resmi Gazete de yayınlanan 3568 sayılı Yeni ismiyle Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavir kanunu çıkarılmıştır.

 

 

Kanunun amaç kısmının anlatıldığı 1.ci maddesindeki, işletmelerde faaliyetlerin ve işlemlerin sağlıklı ve güvenilir bir şekilde işleyişini sağlamak, faaliyet sonuçlarını ilgili mevzuat çerçevesinde denetlemeye, değerlendirmeye tabi tutarak gerçek durumu ilgililerin ve resmî mercilerin istifadesine tarafsız bir şekilde sunmak ve yüksek meslekî standartları gerçekleştirmek üzere, (5786 sayılı Kanunun 19’uncu maddesi ile çıkarılan ibare, Yürürlük: 26.07.2008)(*) “Serbest Muhasebeci Malî Müşavirlik” ve “Yeminli Malî Müşavirlik” meslekleri ve hizmetleri ile Serbest Muhasebeci Malî Müşavirler ve Yeminli Malî Müşavirler Odaları, Serbest Muhasebeci Malî Müşavirler ve Yeminli Malî Müşavirler Odaları Birliğinin kurulmasına, teşkilat, faaliyet ve denetimlerine, organlarının seçimlerine dair esasları düzenlemektir. (5786 sayılı Kanunun 1’inci maddesi ile eklenen cümle, Yürürlük: 26.07.2008) Birliğin kısa adı TÜRMOB’dur.

 

 

Kanun muhasebe mesleğinin örgüt yapısını bu maddede belirleyerek odalarının kuruluşlarını da oluşturmuştur. Her ne kadar mesleği iki ayrı parçaya bölerek aynı kanun altında birleştirmiş ise de yine de bir örgütlü ve kuralları olan bir meslek ortaya çıkarmıştır.(bu ayrım ayrıca tartışılabilir)

 

 

Mesleğin konusunu kanunun 2’ci maddesinde üç bent halinde saymıştır. Bunlar;

 

 

“Gerçek ve tüzelkişilere ait teşebbüs ve işletmelerin;
a) Genel kabul görmüş muhasebe prensipleri ve ilgili mevzuat hükümleri gereğince, defterlerini tutmak, bilanço kâr-zarar tablosu ve beyannameleri ile diğer belgelerini düzenlemek ve benzeri işleri yapmak.

 

 

b) Muhasebe sistemlerini kurmak, geliştirmek, işletmecilik, muhasebe, finans, malî mevzuat ve bunların uygulamaları ile ilgili işlerini düzenlemek veya bu konularda müşavirlik yapmak.

 

 

c) Yukarıdaki bentte yazılı konularda, belgelerine dayanılarak, inceleme, tahlil, denetim yapmak, malî tablo ve beyannamelerle ilgili konularda yazılı görüş vermek, rapor ve benzerlerini düzenlemek, tahkim, bilirkişilik ve benzeri işleri yapmak.

 

 

Yukarıda sayılan işleri; bir işyerine bağlı olmaksızın yapanlara serbest muhasebeci malî müşavir denir.
B) Yeminli malî müşavirlik mesleğinin konusu:
(A) fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde yazılı işleri yapmanın yanında Kanunun 12 nci maddesine göre çıkartılacak yönetmelik çerçevesinde tasdik işlerini yapmaktır.
Yeminli malî müşavirler muhasebe ile ilgili defter tutamazlar, muhasebe bürosu açamazlar ve muhasebe bürolarına ortak olamazlar.”

 

 

Meslek ve meslek örgütünün kuruluşu ortaya çıktıktan sonra uygulama tamamen eski adıyla Maliye Bakanlığı yeni adıyla T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı olan bakanlığın düzenlemeleri doğrultusunda faaliyet yürütmüştür. Bunun dışında meslekle doğrudan ilişkili olmayan ancak işletmenin faaliyetleriyle ilgili olan birçok farklı bakanlıkların ve kuruluşların( Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, SPK, KGK vb.) düzenlemeleri doğrultusunda faaliyet yürütmüştür.

 

 

Meslek örgütlerine ise sadece bu kurumların çıkarmış oldukları düzenlemeleri uygulamak kalmıştır. Bu kurumların çıkarmış oldukları düzenlemeleri meslek mensuplarına anlatmak ve idarelerin istediği şekilde uygulanmasını sağlamak, yani eğitmek ve bunlara uymayan meslek mensuplarının disiplin soruşturmalarını yürütmek.
Toplumsal gelişme ile muhasebe mesleğinin ilişkisi sadece bunlarla sınırlı değildir. Muhasebe mesleğini sadece işletmenin tanımsal düzeyde, muhasebeyi sadece işletme faaliyetleri çerçevesinde ele alan anlayış, muhasebenin toplumsal gelişime sunacağı katkıyı sınırlandırabilmektedir.” Söz konusu sınırlandırmanın yaşanmaması adına, muhasebenin sadece işletme ve işletme faaliyetleri ile değil tüm toplumsal ve bireysel ekonomik ve sosyal faaliyetler için kullanılabilecek yapıya kavuşturulması gerekmektedir. Bu anlayışla ele alınacak muhasebe; tanımsal düzeydeki “işletmenin dili” benzetmesini, kayıt kültürü, ölçü, hesap, denge-denetim, hak- hukuk, adalet, hakkaniyet, açıklık, doğruluk, gerçek resim vb. açılardan “toplumsal gelişmenin refleksi/aynası” biçimine dönüştürecektir.”
Söz konusu denge, ölçü ve diğer hususların sadece işletme düzeyinde değil tüm toplum katmanları ve bireyler için geçerli olmasıdır.

 

 

“Toplumsal gelişmenin “ekonomik” ve “bilimsel” bileşenlerle mümkün olabileceğini “Muhasebe Felsefesi” adlı çalışmasında dile getiren Yaz (2014: 11-13), ekonomik bileşenin “muhasebe temeli” üzerinde yükselen üretim sistemleri, sermaye hareketleri, mülkiyet meselesi, vergi politikası ve ticari ilişkiler; bilimsel bileşenin ise “felsefe temeli” üzerinde yükselen siyasal zemin, güzel sanatlar, hukuk ve kültürel referanslardan meydana geldiğini ileri sürmektedir. Yaz, muhasebenin toplumsal gelişmedeki önemini ise, ağırlıklı olarak Türkiye özelinde, şu şekilde özetlemekte; “Yazı yokken hesap vardı, yine yazı yokken düşünme vardı. Fakat son üç yüz yılda başta düşünme yeteneğimiz olan felsefeyi, beraberinde ekonomik hayatımızın refleksi olan muhasebeyi günlük hayatımızdan bilinçli bir şekilde çıkararak hem ruhen hem madden çırılçıplak kaldık.” ve bu özeti tamamlayıcı nitelikteki “muhasebenin ‘boş işler’, felsefenin ‘boş laflara’ işaret ettiği toplulukların içine düştüğü başıboşluk tesadüf değil” tespitine yer vermektedir. Konuyu sosyoloji ve muhasebe ilişkisi içinde ele alan Wollmer (2003: 353) ise son dönemde muhasebenin sosyolojiye olan ilgisinin artmasına karşılık, Weber’den bu tarafa sosyolojinin büyük ölçüde muhasebeyi ihmal ettiğine dikkat çekmektedir.”

 

 

Muhasebenin (yazının, kaydın, hesap/laşma kültürünün) toplumsal gelişmede katkısı da çok ama çok önemlidir.
Bu açıklamalar ışığında bakıldığında muhasebe sadece dar anlamda işletme faaliyetleri ile sınırlandırılmayacağı aynı zamanda toplumda iyi bir hukuk kurgusunun oluşmasında ve toplumsal gelişmeye katkısında da nitelikli iş gücü açısından önemli bir yer tutmaktadır.

 

 

Son zamanlarda yaşanan bir virüs vesilesiyle, toplumun çeşitli kesimlerine uygulanan sosyal ve ekonomik yaklaşımların muhasebe mesleğini yürütenlere çok görüldüğü hatta adlarının bile telaffuz edilmediği ( Hazine ve Maliye bakanı Berat Albayrak’ın beyanların ertelenmesinde kullandığı söylem) bir dönem yaşamakta muhasebeciler.
Bunun yanında meslek örgütü yöneticileri ise muhasebe mesleğini sanki toplumsal bir ihtiyaç olmadan yapılan gereksiz bir iş olarak görerek birilerinden (meslek mensupların hak ve menfaatlerine talep ederken) sürekli ve çekingen bir tavırla hak savunuyor mu desek, yoksa bizi de lütfen görün mü desek, ortaya karışık bir yaklaşım benimsiyorlar.

 

 

Beyanların ertelenmesi bir muammaya dönüştüğü bir ortamda (bir oda yönetimi hariç )TÜRMOB yönetimi âdeta kendi üyelerinin insani taleplerini değil de başka odakların çıkarları üzerinden fedakârlıklar yapma görevine soyundular.

 

 

“Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB) Başkanı Emre Kartaloğlu, korona virüs salgınının küresel düzeyde benzeri görülmemiş bir resesyonu beraberinde getirebileceğine işaret ederek, “İşletmelerimizin krizden en az zararla çıkabilmeleri için şimdiden önlem almak gerekiyor” dedi.” Devletin çeşitli toplumsal( özellikle de sermaye) kesimlerin faydalanmasına sunmuş olduğu olanakların savunucusu meslek örgütü olmamalıdır. Beyanların ertelenmesinden kaynaklanan vergilerin ötelenmesi bir fedakârlık değildir. Bu sosyal bir devlet olmanın ve vatandaşlarını koruma zorunluluğunun vazgeçilmez bir görevi olduğudur.
TÜRMOB başkanı bu öldürücü virüsün (CORONA ) etkisi karşısında ticari hayatın nereye gideceği ve sermayeye akıl verirken, kendi meslektaşları hakkında en küçük bir beyanda bulunmuyor. Başkan, beyan ve bildirimlerin ertelenmesinin fayda sağlayacağı görüşünde. Yani yine meslektaş yok, dolaylı bir talep.

 

 

Muhasebe mesleğini icra eden meslek mensuplarının birçok sorunları bulunmaktadır. Başlıca devletin düzenlemeleri olmak üzere, meslek mensubundan hizmet alan sermaye kesiminin işletme fonksiyonlarını yerine getirme yeterliliği olmadan kurulan birçok işletmenin olması ve bu işletmelerin bağlı oldukları örgütlü yapıların ilgisizliği asıl sorunların başında gelmektedir. Bunların yapması gereken işlerin birçoğunu muhasebe meslek mensuplarının bir bedel karşılığı olmadan yapması toplumsal bir yanlış anlaşılmaya neden olmaktadır. Bu virüs krizi muhasebecileri belki de diğer mesleklerden en fazla etkileyecek bir muhasebeci yaşam krizine doğru gidecektir.

 

 

Muhasebe meslek örgütü kendi üyelerinin ekonomik ve sosyal bütünlüğünün korunması ve geliştirilmesi üzerine kurulmaktadırlar. Meslek mensuplarının hak ve menfaatlerinin savunulması her kesimin yukarıda sayılan “kayıt kültürü, ölçü, hesap, denge-denetim, hak- hukuk, adalet, hakkaniyet, açıklık, doğruluk, gerçek resim vb. açılardan “toplumsal gelişmenin refleksi/aynasının yansıması haline gelecektir.

 

 

Yaşanılan ekonomik sistem bir uzmanlıklar topluluğudur. Bu topluluk içerisinde her kesim kendi varlık nedeni üzerinden toplumsal karşılığını görmek ister. Bunun vazgeçilmez ölçüsü bu örgütleri yönetenlerin kendi üyelerinin en üst düzeyde hak ve menfaatlerini savunmaktan geçer. Meslek mensubunu anlamak onun yaptığı işin ekonomik ve sosyal boyutuyla bir arada anlamaktan geçtiğini topluma anlatmaktan geçmektedir. Muhasebe haftasında toplumun her kesimine yönelik bir tek bilgilendirme ve mesleki tanıtım çabası bile yapılamamaktadır. Hiçbir odanın bütçesinde buna yönelik doyurucu bir fon bulunmamaktadır.

 

 

Son yerine, makalenin yazılmasına ilham veren sözün kaynağını belirterek “beni bir kişi anladı, o da yanlış anladı” diyen Hegel’in bir sözüyle bitireyim.

 

 

ERTUĞRUL KILIÇ

SMMM/SORUMLU ORTAK BAŞDENETÇİ











Sponsorlu Bağlantı


Diğer Yazılar