6411
  • Alo Bilgi

Kobi’ler İçin Borçlandırma Yerine, Sermaye Katılım Ortaklığı Kurulmalı

Korona virüsü nedeniyle hayatın normal akışı değişti. Yürüyen sistemlerin birçoğunun gerçek bir çözüm olmadığı ya da sağlıklı bir sistem oluşturulamadığı ortaya çıktı. İşletmelerin kuruluş amaçları kar elde etmektir. Kar elde etmek için mal ve/veya hizmet üretecek bir organizasyona sahip olmaları gerekmektedir.

Bir işletmenin var olmasının olmazsa olmaz kuralı, diğer şeylerin yanı sıra yeterli bir sermayeye ve organizasyona sahip olması, olmazsa olmazıdır.

 

 

Bir tarafta işletmelerin mal ve hizmet üretmeleri beklentisi var iken, diğer taraftan da bu mal ve hizmetleri kullanacak, yani talep eden tüketicilerin olması gerekmektedir. Sadece arzın tek başına yeterli olmadığı aynı zamanda talebinde olması gerektiği bu salgın virüs sürecinde görülmüş oldu.

 

 

İşletmeler aynı zamanda bir organizasyondur. Çeşitli fonksiyonlardan oluşur. Üretim, pazarlama, finansman, personel ve dağıtım, muhasebe gibi fonksiyonlara sahip olması gerekir.

İşletmeler mal ve hizmet üretirken çeşitli maliyetlere katlanırlar. Bu katlanılan maliyetleri kaynak olarak işletmeye konulan sermaye ile karşılarlar.  Eğer işletme kendi sermayesi ile üretim arasındaki maliyet dengesini kuramaz ise borçlanmanın uygun olduğu dönemlerde çeşitli nedenlerle dış kaynak bulurlar ve borçlanmanın kaldıraç etkisinden yararlanırlar.

 

 

İşletmeler normal zamanlarda borçlanmanın kaldıraç etkisinden yararlanmak, bazende öz sermaye ile borçlanma arasında bir optimum denge kurarak vergi yükünü azalmak üzere borçlanmaya gidebilirler.  Borcun maliyetinin devlet tarafından ödenmesi, başka bir ifadeyle işletmelerin borçlanması, vergiden korunma etkisi yaratabilmektedir. Ancak bu dengenin iyi kurulması gerekir. Firma aşırı derecede borçlanmaya gider ise bunun sonucu bütün karlılığını faiz ödemesi olarak yapar ve karlılığı düşer.

Ancak bugünkü durumda normal koşullardan geçmemekteyiz. İşletmelerin faaliyetleri uzunca bir zaman durdu. Faaliyetleri durmakla kalmadı işletme organizasyonları sarsıldı. İşçileri çalışamadı, üretim yapılamadı ve işletme için çok önemli olan tedarik ile dağıtım zincirleri bozuldu, hasar gördü.

 

 

Ülkemizde Küçük ve Orta Boy İşletme olarak tanımlanan KOBİ ‘lerin can damarları olan Öz kaynaklarının yetersiz olması nedeniyle çalışamaz hale geldiler. Üretim yapabilenlerin ise sadece Korona virüsü öncesi talep edilen imalat ve hizmet taleplerini yapabilmektedirler. Yeni mal ve hizmet talebi yakın zamanda görülmemektedir. Arz olsa bile talep ortada yok.

 

 

Bütün bu alınan önlemler sadece işletmelerin personel kaynaklarının korunması ve çalışanların asgari düzeyde hayatlarının sürdürülmesi üzerine. İşletmelerin varlıklarını korumak üzere ise sadece kredi verilerek borçlandırılmaktadırlar ve devletin alacağı vergi ve Sosyal Güvenlik ödemleri ertelenmektedir.

 

 

İşletmelerde finansal sıkıntı kredi verenlere, verilen sözlerin yerine getirilmediğinde ve ödemede güçlükle karşılaşıldığı zaman ortaya çıkacaktır. İşletmelerin bu ödemeleri karşılayamaması, hayatlarını sürdürmelerinin tehlikede olacağı ve/veya iflasla karşılaşacağı anlamına gelecektir. Borçluluk düzeyleri artıkça sermaye yetersizliği ve geri ödemede karşılaşan sorunlar borç verenlere bir yük olarak dönecektir. İşletmelerin devamlılıkları ortadan kalkacaktır.

 

 

İşletmelerin borçlandırılması yerine öz kaynakları, yani sabit sermayelerini artırıcı önlemler alınmalıdır. Sermaye Katılım Ortaklıkları gibi kurumlar aracılığıyla borçlandırma yerine işletmelere ortak olarak katılmalı ve daha uzun süre nefes almaları sağlanmalıdır.

 

 

Ülkemizde toplam 3 milyon 646 bin 392 KOBİ ölçeğinde işletme bulunmakta olup bu sayı, tüm işletmelerimizin % 99.83’ne denk gelmekte, toplam istihdamın % 76,7’sini sağlamaktadır, bunu akıldan çıkarmamız lazım. Uzun uğraşılarla kurulmuş üretim zincirlerinin önemli bir parçası olan bu işletmelerin, yaratmış oldukları marka değerleri, iş yapma becerileri, büyük işletmelerin önemli bir tedarikçisi oldukları unutulmamalı ve verilen bunca emekler boşa gitmemelidir.

 

 

KOBİ’leri borçlandırma yerine, öz kaynaklarını ve işletme organizasyonlarını güçlendirecek yeni bir sermaye ve organizasyon kurumu kurularak ortak olunmalı. Bu zor süreçlerden geçerken ayakta kalmalarını sağlayacak, KOBİ’lere kılavuzluk edecek ve normal sürece girildiğinde kendini yenileyip geliştirebileceği bir organizasyon ve güç kaynağı yaratılmalıdır.

 

 

Şimdi bazı seslerin yükseldiğini duyar gibiyim, yeni bir kurum mu diye ama bu kurum kriz nedeniyle uzun yıllardır biriktirdiğimiz bir emeğin ve çabanın yok olmasını önleyecek bir araçsa evet yeni bir kurum kurulmasında bir sakınca yoktur.

 

 

Yeni bir KOBİ dostu SERMAYE KATILIM ORTAKLIĞI kurularak ortak olunmalı, borçlandırma yerine zorda kalan ve değer yaratan bu işletmelere sermaye ve organizasyon katkısı sağlanarak fonksiyonları artırılmalı, yeni bir görevdeşlik ile yok olmaları önlenmelidir.

 

 

ERTUĞRUL KILIÇ

Mali Müşavir

Bağımsız Denetçi Sorumlu Ortak











Sponsorlu Bağlantı


Diğer Yazılar