Yükleniyor

Altına giden yol stratejik plan, sistem ve yerleşik spor kültüründen geçiyor

Spor, kültürlerarası birleştirici gücü yanında artan rekabet düzeyi ile ulusal kimliğin ve prestijin dünyada kanıtlandığı bir alana dönüş durumda. Özellikle uluslararası müsabakalarda elde edilen başarılar, tüm dünyada büyük yankı uyandırıyor. Bu nedenle spor müsabakalarındaki başarı hem bireysel olarak sporcular için hem de bayrağı göndere çekilen ülkeler için ciddi bir prestij ve başarı kaynağı aslında.

Bunun en son örneği Japonya’nın başkenti Tokyo’da 23 Temmuz-8 Ağustos tarihleri arasında düzenlenen 32. Yaz Olimpiyat Oyunları’nda yaşandı. Olimpiyat Bayrağı, 2024 yılında bir sonraki oyunlara ev sahipliği yapacak Paris’e devredilirken, sosyal, kültürel, ekonomik açıdan ciddi bir etkileşimin yaşandığı Olimpiyat Oyunları bir kez daha hem sporcu hem de ülkeler için; zirvedekiler, zirveyi zorlayanlar, ışığı parlayanlar ve gidecek daha çok yolu olanları belirledi.

Olimpiyatlar yeni bitmişken DÜNYA + olarak ‘uluslararası spor müsabakalarında başarıyı etkileyen faktörler neler, başarılı ülkeler neyi doğru yapıyor, daha büyük sporcu havuzu ve olimpiyat sporcusu kazandırmak adına Türkiye nasıl bir strateji yürütüyor’ vb. gibi sorulara yanıt aramaya çalıştık. Sorulara yanıt ararken Türkiye’nin olimpiyat tarihine de kısa bir yolculuk yaptık.

GSYİH'deki yüzde 1'lik artış, madalya sayısını yüzde 0,63 artırıyor

Bir sporcu ya da ülkenin, herhangi bir spor organizasyonunda başarı durumu, ülkelerin içinde bulundukları ekonomik, sosyolojik ve kültürel durumlarına bakılmaksızın aldığı toplam madalya sayısına göre belirleniyor. Ancak yapılan pek çok araştırma aslında bu ekonomik, sosyolojik ve kültürel durumun alınan madalya sayısında ciddi etkisi olduğunu gösteriyor.

Olimpiyatlarda veya diğer belli başlı uluslararası müsabakalarda başarı, sporun yaygınlaştırılması için ayrılan yatırım kaynakları ve bu kaynakların ne kadar verimli kullanıldığı ile yakından ilişkili. Bir sporcu ya da takımın başarısının, ülkelerin geliştirdikleri spor sistemlerine ve elit spor için ayrılan bütçeye bağlı olduğu iddiasıyla yapılan bir çalışma reel kişi başına GSYİH’deki yüzde 1’lik artışın, olimpiyatlarda kazanılan madalya sayısını yüzde 0.27-0.63 oranında artırdığını gösteriyor.

Üst düzey sporlarda performans, sporcunun genetik yeterliği ile içinde bulunduğu çevresel ve fiziksel şartların birleşimi olarak görüldüğünden; nüfus oranı, ekonomik gelişmişlik, GSYH, insani gelişmişlik indeksi, politik sistem, oyunlarda ev sahipliği avantajları, geçmiş başarılar, doğurganlık oranı ve kadınların spora katılımı gibi faktörlerin tümü uzmanlar tarafından sporda başarıyı etkileyen bileşenler olarak değerlendiriliyor.

Uzun vadeli başarı getirecek sistem ve politikalar şart

Genel olarak, nüfus ve ekonomik şartlar gibi faktörlerin sportif başarıda etkisi olmakla birlikte, ülkeler arasında rekabetin artması, özellikle elit sporcu yetiştirme ve geliştirmede stratejik yöntemlerin kullanılmasına olan ihtiyacı da artırmış durumda. Makro düzeyde etkisi olan faktörlerden farklı olarak, hükümetler tarafından kontrol edilebilir ve değiştirilebilir, sporda uzun vadeli başarı getirebilecek sistem ve politikaların geliştirilmesi, bu noktada tüm ülkeler için büyük önem taşıyor. Uzamanlar, bir ülkede spor kültürü aşılayarak bunu yerleşik bir hale getirmek ve tüm spor dallarında özendirici, spora yatkınlık sağlayacak, eğitici spor yayıncılığı yapmayı en az doğru altyapı yatırımları kadar başarıda temel faktörler olarak sıralıyor. 1989-2003 yıllarında Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) Başkanlığını yapan Sinan Erdem, “Olimpiyat Oyunları’nın kökeni çok eskilere dayanmaktadır, ama bir felsefe ve yaşam tarzı olan Olimpizm her şeyiyle gençlere, geleceğe ve umuda ilişkindir. Spor yönetimimizi bir sisteme oturtabilirsek, sporumuz bireysellikten kurtulur ve Türkiye’ye çağ atlatabiliriz. Çünkü spor bir yaşam biçimidir, önemli bir eğitim aracıdır, bir kültürdür” diyordu TMOK’nın 2012-2016 stratejik planında. Aynı planda “Cumhuriyetimizin 100. kuruluş yıldönümü olan 2023 yılını Türk sporu adına bir dönüm noktası olarak görmekteyiz. 2023 yılı için hedefimiz, Türk sporunda 7’den 70’e tüm paydaşların katılımını sağlayan sürdürülebilir bir Türk Spor Modeli’ne katkı sağlamaktır” ifadeleri de yer alıyordu. 2020 yılında yapılması planlanan oyunlar için ise -pandemi nedeniyle bu yıla ertelenen- en iyi performans gösteren ilk 10 ülke arasına girmek hedef gösterilmişti. En başarılı 10 ülke arasına giremese de 13 madalya kazandığımız 32. Yaz Olimpiyat Oyunları, Türkiye’nin en fazla madalya kazandığı Olimpiyat Oyunları olarak tarihe geçti. En azından şimdilik…

Yetenekli çocuğun küçük yaşlarda tespitinden başlayarak, istikrarlı ve disiplinli şekilde eğitilmesiyle süren uzun bir süreçte, tüm spor branşlarında gerekli alt yapı yatırımları, donanımlı spor salonlarının ülke genelindeki yaygınlığı, farklı branşlarda yetenekleri fark edecek ve gerekli eğitimi aktarabilecek güçlü bir antrenör kadrosu oluşturulması gibi çok kapsamlı bir süreçten söz ettiğimiz bu alanda, Türkiye’de de yatırımlar artıyor.

Rakamlar büyüyor ama daha gidilecek yol var

2011’de yaklaşık 87 milyon TL olan Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesi 2021 yılında 22 milyar 859 milyon liraya çıktı. 2002’de 9 olan gençlik merkezi sayısı 2021’de 376’ya ulaştı. Yarı ve tam olimpik havuz sayı ise 279. Son 19 yılda mevcutlar haricinde 44 yeni atletizm pisti yapıldı, toplam tesis sayısı ise bin 500’lü rakamlardan neredeyse 4 binli rakamlara gelmiş durumda. 2019 yılında 695 bin 699 olan faal lisanslı sporcu sayısı ise bugün 10 milyonun üzerinde. 2010 yılında toplam antrenör belge sayısı 88 bin 820 iken 2020 yılında bu rakam 251 bin 799’a çıkmış. Antrenör sayısı ise 1 milyon 653 binden fazla… “Olimpik Sporcu Fabrikaları” olarak tanımlanan Türkiye Olimpiyat Hazırlık Merkezleri (TOHM) de sporcuların performanslarını geliştirmesi, sosyal ve kişisel gelişimlerinin desteklenmesi adına önemli bir görev üstleniyor.

Ancak Türkiye’nin, daha fazla sporcu havuzu oluşturmak ve bu havuzdan daha fazla olimpik sporcu ve şampiyon çıkarmak adına adımlarını biraz daha hızlandırması gerekiyor.

Gençlik ve Spor Bakanlığı Mayıs'ta yönetmelik yayımladı

Türkiye Gençlik ve Spor Bakanlığı 25 Mayıs 2021 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Olimpik ve Paralimpik Sporcu Yetiştirilmesine Dair Yönetmelik”i yayımladı. Hatırlanacağı gibi bu yönetmelikte; Gençlik ve Spor Bakanlığı, yaz ve kış olimpiyat oyunlarına hazırlanmak amacıyla olimpik ve paralimpik spor dallarında 8 bin sporcu yetiştirmek dışında, yetiştirilecek sporcuların beslenme, barınama ve yol giderlerinin Bakanlık tarafından karşılanacağını belirtiliyordu. Ayrıca bu sporculara asgari ücretin net tutarını geçmemek üzere; yaş grupları, branş farklılıkları, sporcuların karşılaması gerek kişisel giderler gibi hususlar da dikkate alınarak, gerektiğinden farklı tutarlarda belirleme yapılarak her ay harçlık ödenecek. Bu sporculardan, bir önceki olimpiyat ve paralimpik oyunlar ile dünya şampiyonasında ilk 3’e girenlere verilecek harçlık miktarı asgari ücretin net tutarının iki katına kadar artırılabilecek.

104 olimpiyat madalyası

İlk olarak 1908 yılında özel bir davet ile Londra’da düzenlenen Olimpiyat Oyunlarına katılan Türkiye, o tarihten bu yana Olimpiyat oyunlarında toplam 104 madalya kazandı. Bunun 41’i altın, 27’si gümüş ve 36’sı ise bronz madalyaydı. Bu sene 13 madalya ile Tokyo’da 1948 Londra Olimpiyatları’nda kazandığı 12 madalyanın üstüne çıkan Türkiye’nin 7 altın madalya ile en fazla altın madalya kazandığı Olimpiyatlar ise 1960 Roma Olimpiyatları’ydı. Toplam 9 spor dalında ülkeye madalya gelirken, boks, güreş, halter, judo, okçuluk ve tekvando olmak üzere sadece 6 branşta altın madalya kazanıldı.

Sportif başarıda etkili yöntemler neler?

? Spor kültürünün aşılanmasında halkı ve aileleri bilinçlendirecek projelerin yapılması ve bu projelerde özellikle medyada yer almayan branşların ve başarılı olmuş sporcuların görev alması önemli bir adım olarak görülüyor. Ayrıca genç kızların ve kadınların her alanda spora teşvik edilmesini artırıcı şekilde planlanması da ayrı bir önem taşıyor.

? Yine özellikle olimpik sporcuların her türlü ihtiyacını karşılayacak fiziksel imkanlar sunan ve yeterli donanıma sahip, nitelikli antrenörlerle ve profesyonel ekiple çalışabilecekleri merkezlerin oluşturulması ve ülke geneline yayılması ise bir zorunluluk. bu projelerin de sponsor firmalar tarafından desteklenmesi, hem amatör sporlarının daha fazla kitleye ulaşarak yaygınlaşmasını, hem de firmaların tüketicileri ile kurdukları bağı kuvvetlendirmeleri bakımından etkili görülüyor.

? Bağımsız spor federasyonlarının bütçelerindeki eşitsiz ödeneklerin önüne geçilmesi ve federasyonların mali yapılarının şeff af ve hesap verebilir olmasına dikkat edilmesi bir diğer konu.

? Sportif başarıyı artırmak adına önemli bir görev de medyaya düşüyor. federasyonların, mali bağımsızlıkları için sponsorluk alanında atılımlara ihtiyaç duydukları muhakkak. Bu noktada, popüler branşlar -futbol gibi- dışında, diğer branşların tanıtımında medya desteği oldukça önemli bir faktör olarak görülüyor.

? Federasyonların da branşlarına ve sporcularına özel stratejik yaklaşımlar geliştirerek, sponsor olabilecek firmaların beklentilerine uygun şekilde hedefl erini ve güçlü yanlarını ortaya koymaları, her iki tarafında kazanacağı ve ortak değerlerini paylaşacağı bir zemin oluşturmaları gerekiyor.

Türkiye'nin Tokyo karnesi

18 spor dalında 50 kadın, 58 erkek olmak üzere toplam 108 sporcudan oluşan Team Türkiye Olimpiyat kadrosu toplam 13 madalya ile Türkiye’ye döndü. Tokyo 2020, Türkiye’nin Londra 1948’te kazandığı 12 madalyanın üzerine çıkarak, 13 madalya ile en çok sayıda madalyayı, en fazla spor dalında kazandığı Olimpiyat Oyunları oldu. Türkiye Oyunları toplam madalya sayısı sıralamasında 20’nci, altın madalya sıralamasında 35’inci olarak bitirdi.

? Tokyo 2020’de, Türkiye için pek çok ilk yaşandı. Olimpiyat tarihimizdeki ilk okçuluk madalyasını 22 yaşındaki Mete Gazoz kazandı.

? Kadınlarda ilk kez katıldığımız boksta Busenaz Sürmeneli kazandığı altın madalya ile olimpiyat tarihimizin ilk şampiyon boksörü olurken, Buse Naz Çakıroğlu gümüş madalya aldı.

? Jimnastikte sporcularımız ilk kez genel tasnif ve alet finallerinde Türkiye’yi temsil etti. Ferhat Arıcan paralel aletinde kazandığı bronz madalya ile olimpiyat tarihimizdeki ilk jimnastik madalyamızı elde etti.

? Güreşte Yasemin Adar bronz madalya alarak kadınlar güreşte Türkiye’ye ilk olimpiyat madalyasını kazandırdı.

? Olimpiyat Oyunlarına ilk kez dahil olan ve 7 sporcuyla mücadele ettiğimiz karatede temsilcilerimiz 4 madalya kazanmayı başardı.

? Londra 2012’den sonra ikinci kez olimpiyatlara katılan Voleybol Kadın Milli Takımımız ilk defa çeyrek finale çıkma başarısı gösterdi.

? Atıcılıkta olimpiyat tarihimizde ilk kez çıktığımız finalde Ömer Akgün 10m havalı tüfekte, okçulukta ise karışık takımda Mete Gazoz ve Yasemin Ecem Anagöz dördüncü oldular.

? Artistik jimnastikte sporcularımız genel tasnif ve aletlerde ilk kez finale çıkarken, İbrahim Çolak ve Adem Asil halka finalinde sırasıyla 5. ve 7. oldular.

? Yelkende Alican Kaynar ve Deniz&Çınar Ateş kardeşler ile ilk kez iki final yaptığımız Tokyo 2020, atletizmde de en çok finale kaldığımız oyunlar oldu.

Olimpiyatlarda sporcular ne kadar para kazanıyor?

Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) altın, gümüş veya bronz madalya kazanan sporcularına bir ödeme yapmasa da sporcular başarıları için kendi ülkeleri tarafından ödüllendiriliyor. CNBC’nin çeşitli kaynaklardan derlediği bilgilere göre, her ülke kazandığı madalyaya göre sporcusuna belirli bir miktarda ödeme yapıyor.

Olimpiyat Oyunları'nın altyapı yatırımlarına dönüşümü

1920’den bu yana düzenlenen ve çoğu sporcunun yanı sıra ülkelerin de büyük hazırlıklar yaptığı Olimpiyat Oyunları, yıllar içinde büyük bir değişime uğradı. İlk düzenlenen oyunlardan bu yana spor sayısı artarken, yapılan sporlar da gittikçe zorlaştı. Bunun yanı sıra teknolojinin gelişimiyle oyunların dünya genelinde izleyiciyle buluşması, ülkelerin ulusal gururu haline geldi ve oyunlara ev sahipliği yapan her ülke, oyunlar için gerekli olan altyapılar için milyarlarca dolar harcamaya başladı.

2016 Rio Olimpiyat Oyunları, dünyanın en büyük spor etkinliğinin nasıl bir altyapı yatırımı yarışına dönüştüğünün belki de en büyük örneklerinden biri. Rio hükümeti, kenti daha sonra büyük bir şekilde etkileyen etkileyici sporcu rezidansları ve yüksek kaliteli idman tesisleri inşa etti fakat bununla da sınırlı kalmadı. Rio’da ayrıca yeni metrolar, limanlar, laboratuvarlar inşa edildi ve Guanabara Koyu temizlendi.

Bütün bu emeğe rağmen, oyunlardan yalnızca yedi ay sonra, Olimpiyatlar için inşa edilen alanlar terk edildi ve Rio şehri, milyonlarca dolar borç ve devasa bakım maliyetleriyle karşı karşıya kaldı.

Fakat şehirlerin Olimpiyatlara ev sahipliği için milyarlarca dolar harcayarak bütçelerini aşmaları yalnızca Rio’ya özgü bir durum değil. Dış İlişkiler Konseyi (CFR) verilerine göre, 1960 yılından bu yana oyunlara ev sahipliği yapan bir ülke hariç hepsinde bütçe aşımı görüldü. Ekonomistler, oyunlara ev sahipliği yapmanın sanılanın aksine bir şehrin iyileştirilmesine çok az fayda sağladığına inanıyor. Olimpiyat ekonomisi üzerine uzmanlaşan Smith College Ekonomi Profesörü ve Yazar Andrew Zimbalist, "Eğer (oyunlara ev sahipliği yapmayı) bir yatırım olarak değerlendiriyorsanız, istediğiniz sonucu elde etmek için onda bir şansı olan bir şeye yatırım yapmak istemezsiniz. Bu iyi bir yatırım değil, böylesine bir risk almak çok saçma" diyor.

Olimpiyatlara ev sahipliği yapmanın maliyeti

İlk düzenlendiği yıllarda oldukça küçük çaplı bir yarışma olan Olimpiyatlar, televizyonun icadıyla popülerleşmeye başladı. İlk kez yayınlanan oyunlar 1936 Berlin Olimpiyatlarıydı ve oyunları yalnızca 50 bine yakın kişi izlemişti. 1960 Roma oyunlarında ise ilk kez bütün etkinlikler dünya genelinde izlendi. İzleyici sayısı arttıkça oyunlara ev sahipliği yapan ülkeler de turizmi artırmak, istihdam sağlamak ve yerel işletmelere teşvik vermek için yatırımlarını artırdı. Fakat ülkelerin bu hırsı, 1960 yılından beri düzenlenen biri hariç her oyunda bütçe aşımının görülmesine neden oldu. 1986 Montreal Olimpiyatları’na gelindiğinde işler kötüleşmeye başladı. Zimbalist, bu günleri şöyle anlatıyor: “Montreal Valisi, Olimpiyatlarda bütçe aşımına gidilmeyeceğini söylemişti fakat oyunlar başladıktan sonra Montreal’de ilk öngörülere göre bütçe aşım maliyeti 10 kat artmıştı.” Kanada hükümeti, Montreal oyunlarında Olimpiyatlardan önce öngördüğü düzeyin 120 milyon dolar üzerinde olmak üzere 1,5 milyar dolar bütçe aşımı gördü ve bu borcun ödemesi 2006’da tamamlandı.

Los Angeles: Olimpiyatlarda kar eden ilk ve tek şehir

1984’e gelindiğinde artık kimse oyunlara ev sahipliği yapmak istemiyordu ve yalnızca Los Angeles kenti oyunlara ev sahipliği yapmak için teklif verdi. Los Angeles, 215 milyon dolar ile Olimpiyat tarihinde kâr elde eden ilk şehir oldu. Bunun sebebi de teklif veren tek şehir olması sebebiyle Los Angeles’ın Uluslararası Olimpiyat Komitesi ile pazarlık yapabilmesiydi. Ayrıca, şehirde halihazırda güçlü bir altyapı vardı.

Olimpiyat sporcusu ve Ryerson Üniversitesi Profesörü Nicole Forrester, Los Angeles oyunları sonrası değişimi şöyle anlatıyor: “O dönemde oyunların yayınlanması o kadar büyük bir gelire yol açmıştı ki IOC de oyunlardan elde edilen bu gelirden en büyük parçayı almaya karar verdi.” Los Angeles Olimpiyatları, medyanın gücüyle yeni bir gelir kapısına işaret etti. Önceden, IOC oyunların televizyon hakları için yerel kanallardan birini seçiyordu. Örneğin Moskova oyunlarında IOC medya gelirlerinin yalnızca yüzde 10’unu almıştı. Fakat her şey 1984’te değişmeye başladı ve IOC’nin medya gelirlerinden aldığı pay yüzde 33’e yükseldi. Bunu, 1996’da yüzde 40 ve 2016’da yüzde 51 pay izledi.

Olimpik fiyat etiketi

Olimpiyatlarda göz ardı edilen belki de en önemli şeylerden biri, oyunlara ev sahipliği yapacak olan ülkenin inşaatlara başlamadan önce oyunlara ev sahipliği yapabilmek için verdiği milyonlarca dolar değerindeki teklifl er. Tokyo’nun 2016’da Olimpiyatlara ev sahipliği yapmak için verdiği teklifi örnek alalım. Japonya Olimpiyat Komitesi, oyunlara ev sahipliği yapmak amacıyla IOC’ye resmi teklif sunmadan önce danışmanlık şirketleri, şehir planlamaları, organizasyonlar ve mimarlık şirketlerine toplam 150 milyon dolar harcamıştı. IOC, 2016 oyunları için Rio’yu seçmiş olsa da Tokyo 2020 oyunları için verdiği teklifte başarılı oldu fakat 2020 teklifi için ekstra 75 milyon dolar daha ödedi. Bu da Olimpiyatlara ev sahipliği yapmanın tuzlu olduğunun bir kanıtı.

Zimbalist devam ediyor: “İnşa edilmesi gereken en önemli tesis Olimpiyat rezidansları. Binlerce atleti, koçlarını ve ekiplerini ağırlamanın yanı sıra, idman tesisleri, restoranlar, eğlence alanları ve sağlık klinikleri inşa etmelisiniz. Sonra yine milyonlarca dolar maliyetli stadyum inşası geliyor. Olimpiyatlarda güvenlik ise genelde 1-2 milyar dolar maliyet demek. 1980’den bu yana oyunlara ev sahipliği yapan şehirlerde ortalama bütçe aşımı yüzde 250’ye ulaşmış durumda.”

Olimpiyat bütçesinde yakın dönemin kırılma noktalarından biri olarak görülen Rio oyunlarında, yönetim 2017’de maliyetin 13,1 milyar dolar olduğunu açıklamıştı fakat bu rakam, orijinal bütçeyi 2,8 milyar dolar aştı. Ekonomistler, 2018’de Rio oyunlarının 20 milyar dolara mal olduğunu düşünüyordu. Fakat bundan da kötüsü, Olimpiyatlardan sonra kullanılacak olan inşaatlara yapılan harcamalardı. Rio’da yaklaşık 2 milyar dolar yalnızca sporla alakalı alanların inşasına ayrılırken, 8,2 milyar doların ise altyapı, otoban ve liman inşası ile Guanabara Koyu’nun temizliğine ayrıldı.

Olimpiyat ev sahipliğinin geleceği

IOC’nin 2014’te oluşturduğu 2020 Olimpiyat Ajandası ile Olimpiyat oyunlarının geleceği için bir stratejik yol haritası oluşturuldu. Söz konusu yol haritası kapsamına, pahalı teklifl erin sınırlandırılması ve daha ekonomik ve sürdürülebilir Olimpiyatların için temel kurallar gibi birçok önlem alındı. IOC Üst Düzey Direktörü Christophe Dubi, yeni yol haritası ile ilgili “Teklif sürecini basitçe daha işbirlikçi yapacak bir süreçten geçtik. Oyunların düzenlenmesinde maliyetin azaltılması için 118 önlem oluşturduk. Artık herhangi bir yatırım veya inşaat talep etmiyoruz, yalnızca oyunların düzenlenmesine önem veriyoruz” yorumunu yapıyor.