Yükleniyor

Deri sektöründe yarı mamul kavgası

Kromlanmış derinin katma değeri düşük şekilde ihraç edilmesinin sektörde hammadde sıkıntısına yol açtığını dile getiren TOBB Sektör Meclisi Başkanı Savranoğlu, “Ürün rakip ülkelere düşük fiyatla satılıyor. İhracatında uygulanan DFİF ücretinin artırılması ve ihraç edecek şirketlerde belirli şartlar aranması, söz konusu sıkıntıyı azaltacak ve 5 kat yüksek değer ile satılabilecek” dedi.

TİM verilerine göre, deri ve deri post ihracatı ocak-temmuz arasında miktar olarak yüzde 75, değer olarak da yüzde 48 aratarak 143 milyon dolara yükseldi. İlk 5 ayda kromlanmış deri ihracatı ise 17 milyon dolar olarak gerçekleşti. Yılsonunda bu rakamın 50 milyon dolara çıkacağını öngören Savranoğlu, “Bu düşük bir rakam gibi görünebilir ama son ürün haline geldiğinde aynı miktarda ürün ile 250-300 milyon dolarlık ihracat yapılıyor. Ayakkabı olarak ihraç edildiğinde ise söz konusu rakam çok daha yüksek seviyeye geliyor” diye konuştu.

Geçen yıl salgın nedeni ile sıkıntılı bir dönem geçiren deri sektörü açılma sonrası hammadde temini nedeni ile zorluk yaşıyor. Bu zorlukların nedenlerinden birinin yarı mamul olarak katma değeri düşük şekilde ihraç edilen kromlanmış deri olduğu belirtiliyor. Söz konusu ürünün Çin ve Hindistan gibi rakip ülkelere ihraç edilmesinin birçok alanda sıkıntıya yol açtığını belirten TOBB Deri ve Deri Ürünleri Sanayi Meclisi Başkanı Muhittin Savranoğlu, bu sorunun bir nebze olsun önüne geçmek için ihracatta uygulanan ödemelerin artırılması ve ihraç edecek şirketlerde belli şartlar aranması gerektiğini söyledi.

Kromlanmış deri ihracatında 2017 yılından bu yana kilogram başına 50 cent Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu (DFİF) ödemesi yapılıyor. Bu, ton başına 500 dolar ödeme anlamına geliyor. Söz konusu uygulama fındık ihracatında da gerçekleştiriliyor.

 

“En büyük rakibimize satıyoruz”

Tabakhaneye giren ham deriye uygulanan ilk işlem sonrasında elde edilen kromlanmış derinin katma değeri yüksek bir ürün olmadığını anlatan Savranoğlu, “İlk işlem ile pisliği burada kalırken kaliteli kısmı yurtdışına gidiyor. Biz hem pisliğini çekmiş oluyoruz, hem de kaliteli deriyi dışarı rakiplerimize veriyoruz. En büyük alıcımız şu an Hindistan ve şimdi Çin geliyor. Hindistan bizim hem yarı mamul hem bitmiş üründe en büyük rakibimiz. Deri tabakhaneleri, ayakkabı, saraciye, kemer ve konfeksiyon üreticileri olarak düzgün, kaliteli deriyi bulmakta zorluk çekiyoruz. Zaten Türkiye’deki ham derinin kalitesi son 5-6 senede yapılan yanlış hayvan ithalatlarından dolayı düştü. Biz ihracat yapılmasın demiyoruz. Sektör bu ihracat yapılabilir ama yapılması için bazı şartlar aranması lazım” dedi.

Son ürün ile 5 kat yüksek değere ulaşıyor

Savranoğlu, söz konusu şartlar hakkında şu ifadeleri kullandı: “İhracatı yapacak firmanın girdi olarak ham deriyi kullanıp bitmiş ürün haline getirebilecek vasfa sahip olması ve bu vasfını kanıtlayan bir kapasite raporuna sahip olması gerekiyor. Bu yapılırken de mevcut olan fonun (DFİF) bir miktar daha artırılmasını talep ettik. Sektör 1.000 dolar ile 2 bin dolar arasında olmasını talep ediyor. Bu olursa iyi kalite malın Türkiye’de kalması sağlanabilir” dedi.

Deri, et fiyatını etkileyecek paya sahip değil”

DFİF’teki artışın et fiyatlarını da artıracağı yönündeki iddiaları da değerlendiren TOBB Deri ve Deri Ürünleri Sanayi Meclisi Başkanı Muhittin Savranoğlu, “bunun mümkün olmadığını” söyledi. Savranoğlu, “Ülkemizde hiçbir canlı hayvan derisi için kesime gönderilmiyor. Toplumun et talebini karşılamak üzere kesime giden büyükbaş¸ ve ku¨c¸u¨kbas¸ hayvanlardan geriye kalan ve esasen bir atık olan ham deri, deri sektörü¨ tarafından ekonomiye kazandırılıyor. Ancak ham deri fiyatındaki du¨s¸u¨s¸lerin et fiyatlarını yükselttiği yönünde asılsız bilgiler olduğu biliniyor. Kesime giden hayvanın değerinin içinde ham derinin payı, yüzde 1,5-2. Bunun da et fiyatını yükseltme imkanı yok” diye konuştu. TOBB Türkiye Sektör Meclisleri İstişare toplantısında Ticaret Bakanı Mehmet Muş’a bu konunun da dahil olduğu bir sunum gerçekleştirdiğini belirten Savranoğlu, konuyla ilgili çözüm beklediklerini söyledi.

“Fonun artırılması sektörün gerçekleriyle örtüşmüyor”

Kromlu deri (yarı mamul) ihracatına ilave fon talebi deri sektöründe kriz yarattı. Çeşitli ihracatçı birlikleri ile STK temsilcilerinin yarı mamul deriye ilave fon talebine yönelik açıklamaları; deri üreticilerinin, tedarikçilerinin, büyükbaş hayvan besicilerinin, kırmızı et tedarikçilerinin tepkisine neden oldu. Sektör temsilcileri; bu gibi söylenti ve taleplerin sektörün ilerlemesinin önüne set çektiğini ifade etti. İhracatın engellenmesi yönündeki talebin içeride baskıyı artırdığı ifade edilirken, deri fiyatlarının arttığı yönündeki piyasa algısının da yanlışlığına vurgu yapılıyor.

İlave fon talebinin sektörün gerçekleriyle örtüşmediğini vurgulayan Bursa Deri İhtisas ve Karma OSB Müteşebbis Heyet Başkan Vekili Rifat Aygüler, “Bu gibi talepler sektöre büyük zarar veriyor. Talepte bulunan arkadaşlarımızın tezlerinin tamamı tutarsız. Fiyat istikrarını sağlama mantığına ters” dedi. Bakanlar Kurulu kararı ile 17 Ağustos 2017’de yarı mamul deri (kromlu deri) ihracatına ton başına getirilen 500 dolar fonun artırılması yönündeki taleplere karşı bir araya gelen sektör temsilcileri olarak Ticaret Bakanlığı’na sunmak üzere bir rapor hazırladıklarını dile getiren Aygüler, 20 STK ve özel işletme temsilcisinin imza koyduğu raporda konuya ilişkin görüşlerin dile getirildiğini kaydetti.

Halihazırda ton başına uygulanan 500 dolarlık fon ve ihracat maliyetlerinin sektöre, yurt dışı rakiplerine kıyasla metrekare başına 2,5 dolar, yüzde 20 fiyat avantajı sağladığını aktaran Rifat Aygüler, talep edilen fon artışının sektöre etkilerini ise şu sözlerle açıkladı: “Şu an dünyada Türk ham derisinin muadili olan ham derilerin kilogram fiyatının 20, 22, 25 hatta 30 TL, aynı kalitedeki Türk ham derisinin ise 10 ile 10,5 TL arasında. Fiyat artışı söz konusu değil. Fon, zaten dünyadaki muadillerinden çok daha düşük olan Türk ham deri fiyatlarını daha da baskılayacak. Kromlu deriye konması muhtemel ek fon memleketimize gelecek ham deri miktarını daha da sınırlayacak ve gelişmeye açık katma değeri yüksek jel sektörüne zarar verecek. Besici için önemli bir gelir kaynağı olan ham deri fiyatlarını baskılayacak. Kromlu deriye konması istenen ek fon, Kurban Bayramı gibi dönemlerde, ülkemizde ciddi miktarda ham derinin çöpe atılmasına neden olacak. Deri sektörünün gelişmesini engelleyeceği gibi sektörü daha da küçültecek, her kesimin kaybetmesine sebep olacak.”

“İddialar geçerli bir argüman değil”

Türkiye’nin ihracat talebini karşılayacak derinin fazlasıyla olduğunu açıklayan Rifat Aygüler, bu yıl yarı mamul deride yaklaşık 40 milyon dolarlık ihracat öngörüldüğünü ve bu oranın toplam üretimin yalnızca yüzde 10’una denk geldiğini dile getirdi. Aygüler, “Bu kadarlık bir rakamının sektörü bu kadar çok etkilediği iddiası geçerli bir argüman değil” dedi. Türkiye’de yılda yaklaşık 400 bin ton deri işlendiğini ve 2020 yılı yıllık yarı mamul (kromlu) deri ihracat rakamının yaklaşık 17 milyon dolar olduğunu ifade eden Aygüler, “Bu 12 bin ton ham deriye karşılık geliyor. 2021 yılı kromlu deri ihracatını ise 28 bin ton öngörüyoruz. 2021 yılında, yarı mamul deri ihracatı, toplam işlenen ham deri miktarının yüzde 10‘nun altında bir rakama tekabül ediyor” bilgisini verdi.

Fon artışı Türk deri sektörüne konkordato olarak geri döner

Fon artış talebinin tamamen ticari amaçla yapıldığını ileri süren Rifat Aygüler, önceki yıllarda da olduğu gibi deri sanayicilerinden uzun vadelerde (12 ay ile 24 ay) işlenmiş deriyi satın almak istediğini ve bu çalışma şeklinin sonucunu Türk deri sektörüne konkordato olarak geri döndüğünü ifade etti. Öte yandan, Türkiye’de tabakhanelerin yüzde 50 kapasite ile çalıştığına dikkati çeken Aygüler, “Yarı mamul deriye konulan fonlar kaldırılırsa, Türk deri işleme kapasitesi 1 milyon tona kısa sürede çıkar. Deri sanayicileri rantabl üretim yapacak, yarı mamul ve mamul ihracatı artacak, böylelikle deri konfeksiyon sektörüne de geniş yelpazede ürün sunma imkanı doğacak. Sanayi 4.0’a da kolaylıkla adapte olabilecek altyapısı bulunan deri sektörünün büyümesiyle, sektörün paydaşlarının pastadan aldığı pay da artacak” şeklinde konuştu.

Avrupa, Amerika, Çin gibi dünyanın en büyük ayakkabı ve deri üretici ülkelerinin yarı mamul deri üreticilerini destekleyip, yarı mamul deri ihracatına tam serbestlik tanıdığına da vurgu yapan Rifat Aygüler, ülkemizdeki ayakkabı sanayicisinin fon artış talebinin sorgulanması gerektiğinin altını çizdi.

“İlave fon talebi sektörümüz için adil değil”

Deri sektörüne yönelik yapılan açıklamalara tepkisini, Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu üyeliğinden istifa ederek ortaya koyan Deri Tedarikçileri Derneği Başkanı Ahmet Karagöz, “Türkiye’nin milli serveti olan Türk derisi, global piyasanın çok altında seyrediyor” dedi. Türk derisinin eşdeğer ürünlere göre yüzde 50 daha ucuz olduğunu dile getiren Karagöz, “Bu milli servetimizin, globale göre değerlendirilmesi gerekiyor. İlave fon talebi sektörümüz için adil değil. Ayakkabı sektörü, rekabet avantajı yakalayabilmek için zaten ham deriye yüzde 50 ucuz ulaşıyor. Bu neden yetmiyor ki?” değerlendirmesini yaptı.