Yükleniyor

Balık restoranları mezeciye dönüyor

Marmara Denizi’ndeki müsilaj sorunu, pandeminin etkisinden yeni yeni kurtulmaya çalışan balık restoranlarının kabusu oldu. Gelen müşterilerden ‘Marmara balığı mı’ sorusuyla karşılaşan restoran sahipleri, artık yeme-içme trendlerinde farklı bir döneme girildiğini söyledi. Balık restoranlarına gelen müşterilerin meze yiyip, birşeyler içip kalktığını, balık yiyecekse de bir zamanlar tereddütle yaklaşılan çiftlik balığını tercih ettiğini belirten işletmeciler, halkta müsilajın korkuya ve gereksiz bir endişeye yol açtığını savundu. Balık satışlarındaki kaybın ciroyu olumsuz etkilemesi, yeni devreye giren normalleşmenin pozitif katkısını da sildi.

Sagun: Özellikle Boğaz lüferi yiyorum

Yıllarını balıkçılığa veren işadamlarından Sagun Group Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Sagun, medyanın müsilajı bir sorun haline getirdiğini, ancak konunun büyütülmemesi gerektiğini söyledi. Müsilajla ilgili her kafadan bir ses çıktığını belirten Sagun, “Bu sebepten dolayı halk balıktan ciddi oranda uzaklaştı. İnsanları konuyla ilgili bilinçlendirmek lazım. Bu kadar etkilenecek bir durum yok” dedi. Balığın müsilajdan dolayı sadece yaşam tarzının etkilendiğini, ancak insan sağılığını etki edecek tehlikeli bir besin olmadığının altını çizen Sagun, “Sağlıksız balık ölür. Ölü balık da zaten yakalanmaz. Yüzen balık sağlıklıdır. Ben hafta sonu denizdeydim. Önceki gün lüfer yedim. Dün de özellikle Boğaz lüferi istedim arkadaşlardan” dedi. Müsilajlı denizdeki balığın yaşamını, çok sayıda tavuğun bulunduğu bir kümesteki yaşama benzeten Sagun, “Balığın sadece yaşam tarzı değişti. Sağlık konusunda endişeye gerek yok” diye konuştu.

Çiftlik balıkları öne çıktı

Tuncay Sagun, İstanbul’un bir tüketim merkezi olduğunu, şehre bütün bölgelerden balık geldiğini söyledi. Özellikle İstanbul’da müsilajdan dolayı tamamen çiftlik balıklarının öne çıktığını belirten Sagun, “Tabii bunda av yasağı da etkili. Ama bir zamanlar tereddütle yaklaşılan çiftlik balıkları şimdi popüler oldu” dedi. İç pazarda levrek ve çipura satışlarının arttığını ifade eden Sagun, “Bilindiği gibi Bodrum, Çeşme, Marmaris, Antalya gibi tatil bölgelerinde yaz mevsiminde balık tüketimi artar. Müsilajdan dolayı bu bölgelerdeki restoranlarda olumsuz yönde bir etkilenme yok. Ayrıca ihracat da çok iyi gidiyor. Somon ihracatında oldukça iyi bir ivme yakaladık” diye konuştu.

Meze satışları arttı

Yeşilköy balık restoranlarının yoğun olduğu bölgede 16 yıldır faaliyet gösteren Yeşilköy Balıkçısı’nın sahibi Selim Ataacar, müşterilerin müsilaj konusunda oldukça endişeli olduğunu söyledi. Ataacar, “İnsanlar çekinmeye başladı müsilajdan dolayı. İşlerimizde düşüş oldu. Artık insanlar balık yemeyi pek tercih etmiyor” dedi. Peki gelen müşteriler, balığın hangi denizden çıkarıldığını soruyor mu? Ataacar, “Onu da soruyorlar. Genelde meze yiyorlar, balık işine girmek istemiyorlar. Yiyen de var ama balık satışımız azaldı. Mezenin yanı sıra bizim ocakbaşı restoranımız da var. Orada et yemek istiyorlar. Balıkta da eskiden çiftlik tercih etmiyorlardı, şimdi çiftlik tercih eden çok” diyor. Müsilajın Marmara’da eskiden beri olduğunu, tüketicilerin medya nedeniyle bu durumu abarttığını savunan Ataacar, “Balık zaten pis suda durmaz. Balık öyle bir şey hissederse o bölgeyi terk eder. TV’de çıkan haberlerin çoğu abartılı. Gereksiz bir panik havası var. Ama bunun gelip geçici olduğuna inanıyorum” dedi.

‘Müşteriye garanti vermiyoruz’

Türkiye ve yurtdışında çok sayıda projede imzası bulunan Mimar Hakan Kıran da, sahibi olduğu Agora Meyhanesi 1890’da, müsilaj endişesinden dolayı balık yemek istemeyen müşterilerin nabzını tutuyor. Restorana giren müşterilerin ilk sorusunun ‘Balık Marmara Denizi’nden mi’ olduğunun altını çizen Kıran, bu konuda işletmedeki tüm servis elemanlarının ortak bir dil kullandığını açıkladı. Garsonların, “Balığı halden ya da toptancıdan alıyoruz. Kaynağı hakkında bilgi verdiler ama biz size bunun garantisini veremeyiz’ dediklerini belirten Kıran, “Tüketicinin emin olma hakkı var” dedi. Müsilajdan dolayı balık tercihinin çok azaldığını, daha çok meze, et ve sakatata ilginin arttığını söyleyen Kıran, “İnsanlar Marmara balığından zarar geleceği fikrindeler. Biz de ikinci, üçüncü elden aldığımız için kaynağı hakkında yüzdesel olarak büyük bir orana sahip değiliz. Dolayısıyla o konuda sorumluluk almıyoruz. Ama insanların Marmara balığı değil denilen balıkları yemeye yatkınlıkları var” diye konuştu.

Anadolu da olumsuz etkilendi

Müsilaj sorunundan Anadolu’daki balıkçılar da olumsuz etkilendi. Denizdeki temizleme çalışmaları sürerken, tüketicilerin balıktan korkmaması konusunda halkın bilinçlendirilmesi isteniyor. Balığı Ege ve Karadeniz’den alan Anadolu illerinde bile tüketiciler, ‘Bu Marmara balığı mı’ diye sorup, emin olamadıkları için geri dönüyorlar. Pandemi nedeniyle cirosal anlamda kayba uğrayan balıkçılar, şimdi de müsilaj sıkıntısı çekiyor. Balıkçılar, “Bir an önce müsilaj hakkında insanlar arasında dolaşan yanlış bilgilere aydınlık getirmezse yerel balıkçılar etkilenmeye devam edecek" dedi.