227
  • serpil

7194 Sayılı Kanun Sonrası İlâm Vekalet Ücretlerinden KDV Alınıp Alınmayacağı Sorunu – Avukat Hüseyin İLİK, E. Gelir Uzmanı

Bilindiği üzere vergi mevzuatında avukatlar serbest meslek erbabı sayılmakta ve bu kapsamda vergilendirilmektedirler. Elde ettikleri gelir nedeniyle gelir vergisi, ifa ettikleri hizmet nedeniyle de katma değer vergisi doğmaktadır.

 

Gelir vergisi yönünden; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94/1-2 hükmüne göre, maddede sayılan kişi ve kurumlar, avukatlara meslekleri dolayısıyla yaptıkları ödemeler üzerinden %20 oranında gelir vergisi tevkifatı yapmakla mükelleftirler. Bu çerçevede 7194 sayılı Kanundan önceki dönemde Mahkemelerce karşı tarafa yüklenen vekalet ücretleri de Gelir İdaresi Başkanlığı ve Danıştay tarafından bu kapsamda değerlendirilmekte ve stopaja tabi tutulmaktaydı

 

 

KDV yönünden ise; KDV Genel Uygulama Tebliğinin (KDVGUT) I-B/4 maddesinde, ilam vekalet ücretlerinin KDV’ye tabi olacağı ve serbest meslek makbuzunun müvekkil adına düzenleneceği belirtilmektedir (2). Bu görüş ilam vekalet ücretinin avukatın müvekkiline yaptığı hizmet nedeniyle müvekkilinden tahsil ettiği ücret mahiyetinde olduğu kabulüne dayanmaktadır. Ayrıca Gelir İdaresi Başkanlığının önceki özelgelerinde serbest meslek makbuzunun borçlu adına düzenleneceği belirtilmiş ise de (3), KDVGUT ile bu görüş ve uygulamanın değiştiği söylenebilir.

 

 

Özetle Gelir İdaresi Başkanlığı ve Danıştay, her ne kadar avukata ait olsa ve karşı tarafça ödense de ilam vekalet ücretlerinin avukatlık hizmeti karşılığı müvekkilden alınan bir ücret olduğu, bu nedenle makbuzun müvekkil adına kesilmesi, mahkeme kararında belirtilen tutar üzerinden iç yüzde yöntemi ile KDV hesaplanması ve müvekkil stopaj yükümlüsü ise stopaj yapılması konusunda görüş birliğinde idi.

 

 

Ancak 07.12.219 tarihinde yürürlüğe giren 7194 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi ile Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesine, “9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca karşı tarafa yükletilen vekalet ücretini (icra ve iflas müdürlüklerine yatırılanlar dâhil) ödeyenler tarafından gelir vergisi tevkifatı yapılır.” şeklinde bir fıkra eklendi. Bu şekilde müvekkilin stopaj yükümlüsü olmadığı, ancak karşı tarafın stopaj yükümlüsü olduğu durumlarda (ödeme icra dosyasına yapılsa dahi) ilam vekalet ücreti üzerinden stopaj yapılması zorunluluğu yasal düzenlemeye bağlanarak konu farklı yorum ve görüşlere imkan vermeyecek şekilde açıklığa kavuşmuş oldu.

 

 

Konu stopaj bakımından açıklığa kavuşmuş olmakla birlikte, düzenleme sonrasında ilam vekalet ücretleri üzerinden KDV hesaplanıp hesaplanmayacağı sorusu yeninden gündeme geldi. Zira bu düzenlemeden önce ilam vekalet ücreti, Vergi İdaresi ve Danıştay tarafından yorum yoluyla müvekkile verilen avukatlık hizmeti karşılığında alınan bir ücret olarak değerlendirilmiş ise de artık bu yorumu yapmak pek mümkün değil. Şöyle ki; yeni düzenleme ile stopaj yükümlülüğünün müvekkil ile bağlantısı kaldırıldı ve ücret avukatın hizmeti karşılığında değil karşı taraftan yasaya ve mahkeme kararına dayanarak elde ettiği bir gelir olarak nitelendirilmiş oldu. Bunun sonucu olarak ilam vekalet ücreti hizmet karşılığı yapılan bir ödeme olarak değerlendirilemeyeceğinden KDV yönünden vergiyi doğuran olay meydana gelmeyeceği gibi, bu ücret hizmeti alan ya da onun adına hareket edenlerden alınan bir bedel olmadığından 3065 sayılı Kanunun 20/2 hükmüne göre KDV matrahına dahil olma imkanı da kalmadı.

 

 

Nitekim düzenlemenin TBMM’de görüşülmesi ve yasalaşması sürecinde bu husus daha da belirgin hale geldi. TBMM’ne gönderilen tasarıda bulunan “….ödemenin, avukatın müvekkiline yapılması durumunda ise müvekkil tarafından, gelir vergisi tevkifatı yapılır.” hükmü, bu ücretin müvekkille herhangi bir ilgisi bulunmadığı gerekçesiyle görüşmeler sırasında metinden çıkarıldı

 

 

Ek olarak KDVGUT’daki hükmün yeni yasal düzenlemeden sonra da geçerliliğini koruduğu kabul edildiğinde, müvekkil adına düzenlenen makbuzla ödemeyi yapan karşı tarafın nasıl stopaj yapacağı, bunu nasıl belgelendireceği soruları gündeme gelecektir. Eğer makbuz borçlu adına düzenlenecek olursa bu sefer hizmet borçluya verilmediğinden borçlunun makbuzdaki KDV’yi indirim konusu yapıp yapamayacağı tartışılacaktır.

 

 

Özetle, yeni yasal düzenleme ile bir taraftan ilam vekalet ücretinden müvekkilin stopaj yükümlüsü olup olmadığına bakılmadan stopaj yapılması garantilenirken, diğer taraftan bu ücret üzerinden KDV hesaplanması gerektiği yönündeki görüşün dayanağı ortadan kaldırılmış görünmektedir. KDV hesaplandığı takdirde de belge düzeni ve KDV indirimi konusunda çözülmesi güç sorunlar ortaya çıkacaktır.

 

 

Kanımızca ya KDV Genel Uygulama Tebliğinde yeni yasal düzenlemeye paralel olarak gerekli değişiklikler yapılmalı, ya da yasal düzenleme tekrar ele alınmalıdır. Aksi takdirde en azından largı içtihatları oluşana kadar yeni tereddütlerin ve ihtilafların yaşanması kaçınılmaz olacaktır











Sponsorlu Bağlantı


Diğer Yazılar